İLME HUKUK BÜROSUHukuka Güven, Geleceğe Adım
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al
Aile Hukuku#aile hukuku#mal rejimi#değer artış payı

Değer Artış Payı Alacağı (TMK m.227): Şartları, Hesabı ve İspatı

Bir eşin diğerine ait mala yaptığı karşılıksız katkı, tasfiyede malın güncel değeri üzerinden geri döner. Değer artış payının (TMK m.227) şartları, katılma alacağından farkı, hesap yöntemi ve ispatı.

23 Ağustos 2026
17 dk okuma
değer artış payı

Boşanma sonrası mal paylaşımı konuşulurken akla önce evin, arabanın, birikimin "yarı yarıya" bölüşülmesi gelir. Oysa uygulamada en çok hak kaybının yaşandığı kalemlerden biri bambaşka bir alacaktır: bir eşin, diğer eşe ait bir mala yaptığı katkının karşılığı. Düğünden gelen parayla eşin adına kayıtlı dairenin peşinatını ödeyen, babadan kalan arsayı satıp eşinin dükkânının borcunu kapatan, kendi hesabından eşinin konut kredisinin taksitlerini ödeyen kişi, tasfiyede bu katkının karşılığını değer artış payı alacağı olarak ister. Bu alacağın dayanağı Türk Medenî Kanunu'nun 227 nci maddesidir. Bu rehberde değer artış payının şartları, katılma alacağından farkı, hesap yöntemi, ispat araçları ve güncel Yargıtay içtihadı adım adım anlatılmaktadır.

Değer Artış Payı Nedir?

TMK m.227/1 hükmü şöyledir:

"Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır."

Maddenin kurduğu düzen üç cümleyle özetlenebilir: Bir eş, diğerinin malına karşılıksız katkı yapmışsa, bu katkı bir alacak hakkı doğurur; alacak, katkının yapıldığı gündeki tutar üzerinden donmaz, malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; mal değer kaybetmişse de katkının başlangıçtaki değeri güvence altındadır. Yani değer artış payı, enflasyon karşısında eriyen bir "borç iadesi" değil, malın kaderine katkı oranında ortak olan güncel bir alacaktır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi güncel bir kararında alacağı şöyle tanımlar: "Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır" (2. HD 2025/5140 E., 2026/3750 K., 07.04.2026). Dikkat edilirse Yargıtay, kanun metnine bir vurgu ekler: katkı esaslı olmalıdır. Günlük yaşamın olağan akışı içinde kalan sembolik harcamalar bu kapsamda değerlendirilmez.

Değer artış payı, mal rejiminin sona ermesiyle gündeme gelir. Edinilmiş mallara katılma rejimi; boşanma, evliliğin iptali, ölüm veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Boşanmada rejim, kararın kesinleştiği gün değil, boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiş sayılır (TMK m.225/2). Uygulamada değer artış payı en sık boşanma sonrası açılan mal rejiminin tasfiyesi davasında talep edilir. Alacak, ayni bir hak değil şahsi nitelikte bir alacaktır: katkı yapan eşe malın tapusunda pay vermez, karşı eşten istenebilecek bir tutar doğurur; alacak niteliği gereği ölüm hâlinde mirasçılara da geçer.

Katılma Alacağı, Denkleştirme ve Katkı Payından Farkı

Mal rejimi tasfiyesinde birbirine karıştırılan dört ayrı kavram vardır ve her biri farklı şartlara, farklı hesap yöntemine tabidir. Aynı dilekçede hepsi istenebilir; ancak hangi talebin hangi temele dayandığı ayrıştırılmazsa bilirkişi hesabı da mahkeme denetimi de zorlaşır.

Katılma alacağı (TMK m.236), diğer eşin edinilmiş mallarının borçlar düşüldükten sonra kalan artık değerinin yarısı üzerindeki kanuni haktır. En kritik fark şudur: katılma alacağı için hiçbir katkı ispatı gerekmez. Yargıtay bunu açıkça söyler: "Katılma alacağı, Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur" (2. HD 2025/5140 E., 2026/3750 K.). Hiç çalışmamış, hiç geliri olmamış eş dahi katılma alacağı isteyebilir. Değer artış payı ise tam tersine, belirli bir mala yapılmış, ispatlanmış bir katkı ister.

Denkleştirme (TMK m.230), aynı eşin kendi malvarlığı içindeki iki kesim — kişisel mallar ile edinilmiş mallar — arasındaki kaymaları düzeltir. Örneğin bir eş, miras kalan parasıyla (kişisel mal) evlilik içinde alınan evin (edinilmiş mal) borcunu ödemişse, denkleştirme kendi kesimleri arasında yapılır. Değer artış payı ise eşler arası bir alacaktır: bir eşin malvarlığından diğer eşin malvarlığına akan katkıyı karşılar.

Katkı payı alacağı ise başka bir dönemin kurumudur: 01.01.2002 öncesinde yürürlükte olan mal ayrılığı rejiminde yapılan katkılar, kaynağını Borçlar Hukuku'ndan alan katkı payı alacağına vücut verir. Ayrım malın türüne göre değil katkının yapıldığı döneme göredir. 2002 öncesi katkılarda katkı payı, 2002 sonrası katkılarda değer artış payı kuralları uygulanır; şartları ve değerleme anları farklıdır. Rejimlerin dönemsel ayrımı için boşanmada mal paylaşımı rehberine bakılabilir.

ÖlçütDeğer artış payı (m.227)Katılma alacağı (m.236)
KaynağıBelirli bir mala yapılan karşılıksız katkıDoğrudan kanun
Katkı ispatıŞart — katkı ispatlanamazsa alacak doğmazGerekmez
Hangi mallardaDiğer eşin kişisel VEYA edinilmiş malındaYalnız diğer eşin edinilmiş mallarında
ÖlçüsüKatkı oranı × malın tasfiye değeriArtık değerin yarısı
Değer kaybındaKatkının başlangıç değeri korunurEksi bakiye sıfır sayılır (m.231/2)

Değer Artış Payının Şartları

Kanun metni ve Yargıtay uygulaması birlikte okunduğunda değer artış payı alacağının doğumu için dört şart aranır.

1. Diğer eşe ait bir mal olmalı

Katkının konusu, diğer eşin mülkiyetindeki bir maldır. Malın kişisel mal ya da edinilmiş mal olması alacağın doğumunu etkilemez; m.227 "diğerine ait bir mal" der, nitelik ayrımı yapmaz. Eşin evlilikten önce aldığı daireye yapılan katkı da, evlilik içinde onun adına alınan araca yapılan katkı da pay doğurabilir. Malın niteliği yalnızca hesabın ileri aşamasında — alacağın hangi kesimden karşılanacağı ve artık değeri nasıl etkileyeceği noktasında — önem kazanır.

2. Katkı; edinmeye, iyileştirmeye veya korumaya yönelik olmalı

Kanun üç katkı tipini sayar: malın edinilmesine katkı (peşinat vermek, satış bedelinin bir kısmını ödemek, kredi taksitlerini karşılamak), iyileştirilmesine katkı (kapsamlı tadilat, kat çıkma, dönüşüm bedeli ödemek) ve korunmasına katkı (malın elden çıkmasını önleyen borç kapama, haciz kaldırma ödemeleri). Genel yaşam giderleri bu üç tipe girmez: mutfak masrafı, tatil, çocukların okul ücreti gibi aile birliğinin olağan harcamaları belirli bir mala yapılmış katkı sayılmaz ve geri istenemez.

3. Katkı karşılıksız olmalı

Madde, katkının "hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın" yapılmış olmasını arar. Katkı için tam karşılık alınmışsa — örneğin verilen para, piyasa koşullarına uygun faiziyle geri ödenmişse — alacak doğmaz. Kısmi karşılık alınmışsa katkının yalnız karşılıksız kalan bölümü pay hesabına girer.

4. Katkı parasal ya da para ile ölçülebilir olmalı

Yargıtay'ın istikrarlı ölçütü şudur: "Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır" (2. HD 2025/5140 E., 2026/3750 K.). Bu ölçünün pratik sonucu büyüktür: ev işlerinin yapılması ve çocukların bakımının üstlenilmesi, Yargıtay uygulamasında m.227 anlamında katkı sayılmaz. Bu emek küçümsendiği için değil, karşılığı başka bir kurumla — hiçbir katkı ispatı aramayan katılma alacağıyla — korunduğu için böyledir. Ev emeğine dayanan eş, değer artış payı yerine katılma alacağı düzleminde hak arar.

Hangi Katkılar Uygulamada Pay Doğurur?

Yargıtay kararlarına en sık yansıyan katkı biçimleri şunlardır:

  • Peşinat katkısı: Eşin adına alınan taşınmazın peşinatının tamamının veya bir kısmının, katkı yapan eşin kişisel kaynağından (miras, bağış, düğün parası, evlilik öncesi birikim) ödenmesi.
  • Kredi taksidi katkısı: Eşin adına kayıtlı malın kredi taksitlerinin, diğer eşin hesabından veya kaynağından ödenmesi.
  • Borç kapama: Eşin malı üzerindeki ipotek ya da kalan kredi borcunun toplu ödemeyle kapatılması.
  • İyileştirme bedeli: Eşin taşınmazına yapılan kapsamlı tadilat, ek inşaat, dönüşüm gibi mala değer katan harcamalar.
  • Satış bedeline doğrudan katılım: Kendi malını satıp bedelini eşin adına alınan malın ödemesinde kullanmak.

Uygulamada en sık görülen kaynaklardan biri de ziynet eşyasıdır: kendisine ait düğün takılarını bozdurup eşin adına alınan evin peşinatına ya da kredi kapamasına katan eşin yaptığı, kişisel maldan bir katkıdır — ziynet eşyası, yalnız kişisel kullanıma yarayan eşya olarak TMK m.220/1 uyarınca kişisel maldır (takıların hangi eşe ait olduğu ise anlaşmaya, ispatlanmış yerel âdete, yoksa takılan kişiye göre belirlenen ayrı bir sorudur). Bu hâlde iki talep birbirine karıştırılmamalıdır: takıların kendisinin (aynen ya da bedelinin) iadesi ayrı bir ziynet alacağı davasının konusudur; takı bedelinin eşin malına katılmış olması ise değer artış payı doğurur. Bozdurma makbuzu ve bozdurma tarihiyle ödeme tarihinin örtüşmesi, bu vakalarda ispatın iki temel taşıdır.

Güncel bir karar, aynı kredinin nasıl iki farklı alacak doğurabildiğini çarpıcı biçimde gösterir. Olayda kadın, eşinin taşınmaz hissesinin borcunu ödemek için kendi adına 60 ay vadeli kredi çekmiş; taksitlerin bir kısmı boşanma davasından önce, kalanı davadan sonra ödenmiştir. Yargıtay iki dönemi ayırmıştır: Boşanma davasına kadar ödenen taksitlerin kişisel maldan karşılandığı ispat edilemediği için bu ödemeler edinilmiş maldan yapılmış sayılmış (TMK m.222/3 karinesi) ve katılma alacağı hesabına girmiştir; dava tarihinden sonra ödenen taksitler ise artık kadının kişisel malından çıktığı için bu kesim yönünden değer artış payı hesaplanması gerektiğine hükmedilmiştir (2. HD 2025/5140 E., 2026/3750 K.). Ders açıktır: ödemenin kaynağı ve zamanı, alacağın türünü belirler.

Katkının kaynağı, alacağın tasfiyedeki yerini de belirler: katkı edinilmiş maldan yapılmışsa doğan alacak, katkıyı yapan eşin edinilmiş kesimine bir aktif olarak yazılır ve dolaylı olarak karşı tarafın katılma alacağını da etkiler; kişisel maldan yapılmışsa tasfiye dışı kalır. Bu zincirin rakamsal dökümünü mal paylaşımı hesaplama aracında varlık bazında izlemek mümkündür.

Değer Artış Payı Nasıl Hesaplanır?

Hesap iki adımdan oluşur ve her iki adımda da ölçü orandır, güncellenmiş para değil.

Adım 1 — Katkı oranı bulunur. Katkı tutarı, malın katkı yapıldıktan sonraki değerine bölünür. Satın almaya katkıda bu değer genellikle edinme bedelidir: 1.000.000 TL'ye alınan dairenin peşinatına 200.000 TL veren eşin katkı oranı %20 olur. İyileştirme katkısında payda, malın iyileştirme sonrası değeridir: 1.200.000 TL değerindeki daireye 300.000 TL'lik tadilat katkısı yapılmışsa oran 300.000 ÷ 1.500.000 = %20 şeklinde kurulur. Aynı mala farklı tarihlerde birden çok katkı yapılmışsa her katkının oranı kendi tarihindeki değerler üzerinden ayrı ayrı hesaplanır.

Adım 2 — Oran, malın tasfiye tarihindeki değerine uygulanır. Alacak, katkı oranının malın tasfiye sırasındaki sürüm (rayiç) değeriyle çarpımıdır. Örnekteki %20'lik oran, karar tarihinde 6.000.000 TL eden daire için 1.200.000 TL değer artış payı alacağı üretir. Katkı 200.000 TL iken alacağın 1.200.000 TL çıkması sürpriz değil, maddenin amacıdır: katkı yapan eş, malın kazandığı değere katkısı oranında ortak olur.

Peki "tasfiye tarihi" hangi gündür? Yargıtay'ın kalıplaşmış cevabı şudur: "Yargıtay uygulamalarına göre tasfiye tarihi, karar tarihi olup Bölge Adliye Mahkemesince tasfiyenin yapılması halinde karar tarihi Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihidir" (2. HD 2025/4751 E., 2026/3203 K., 26.03.2026). Yani mal, davanın açıldığı güne göre değil, karara en yakın tarihteki güncel değerine göre hesaba katılır; dava yıllarca sürmüşse değer güncellenir, karar bozulmuşsa bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın değer yeniden belirlenir.

Bu kural pazarlık konusu da değildir. Yargıtay, tasfiye tarihindeki sürüm değerinin esas alınmasının "(TMK md. 227/1, 228/1, 232/1) emredici hukuk kuralları ile düzenlendiği"ni belirterek, buna aykırı hesabın usulî kazanılmış hak dahi oluşturmayacağına hükmetmiştir (2. HD 2026/3234 E., 2026/4262 K., 16.04.2026). Karşı taraf itiraz etmese bile mahkeme güncel değeri esas almak zorundadır.

İki güvenlik supabı hesabı tamamlar. Değer kaybında: mal, katkı tarihine göre değer yitirmişse oran yöntemi terk edilir ve katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (m.227/1 son cümle) — katkı yapan eş, malın kötü kaderine ortak edilmez. Mal elden çıkarılmışsa: tasfiyeden önce satılmış, devredilmiş bir mal için hâkim, ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (m.227/2). Bu hâlde sabit bir formül yoktur; malın devir tarihindeki durumu, devir bedeli ve tarafların durumu birlikte değerlendirilir.

Örnek Üzerinden Adım Adım Hesap

Yöntemi somutlaştırmak için iki katkılı bir dosya kurgulayalım. Daire 2016 yılında eş B adına 1.000.000 TL bedelle alınmış; eş A peşinata, evlilik öncesi birikiminden 200.000 TL katmıştır. 2020 yılında eş A, kendisine kalan miras parasından 300.000 TL ile dairenin kapsamlı tadilatını ödemiş, tadilat sonrası dairenin değeri 2.500.000 TL olmuştur. Tasfiye davası karara bağlanırken dairenin sürüm değeri 10.000.000 TL olarak belirlenmiştir.

KatkıTutarPayda (katkı sonrası değer)OranTasfiye değerindeki karşılığı
Peşinat (2016)200.000 TL1.000.000 TL%202.000.000 TL
Tadilat (2020)300.000 TL2.500.000 TL%121.200.000 TL
Toplam500.000 TL3.200.000 TL

Üç nokta dikkat çekmelidir. Birincisi, iki katkının paydaları farklıdır: her katkının oranı, malın o katkı yapıldıktan sonraki değeri üzerinden ayrı ayrı kurulur; 2020 katkısı, dairenin 2020'deki (tadilat sonrası) değerine bölünür. İkincisi, toplam 500.000 TL harcayan eşin alacağı 3.200.000 TL'dir — çünkü ölçü, harcamanın güncellenmesi değil, malın kazandığı değere oransal ortaklıktır. Üçüncüsü, bu örnekte katkılar kişisel kaynaklardan (evlilik öncesi birikim, miras) yapıldığı için doğan alacak eş A'nın edinilmiş kesimine yazılmaz; katkı edinilmiş kaynaktan yapılsaydı alacak, tasfiyede eş A'nın edinilmiş malları arasında ayrıca hesaba girecekti. Kendi rakamlarınızla aynı dökümü hesaplama aracında varlık ekleyerek kurabilirsiniz.

Katkının İspatı: Neler Delil Olur?

Değer artış payı davalarının kaderi büyük ölçüde ispat aşamasında belirlenir. Katkıyı ileri süren eş, genel kural gereği (TMK m.6, HMK m.190) katkının varlığını, tutarını ve kaynağını ispatla yükümlüdür. Uygulamada en güçlü deliller şunlardır:

  • Banka kayıtları: Havale ve EFT dekontları, hesap ekstreleri, kredi ödeme dökümleri. Ödemenin kimin hesabından çıktığını gün ve tutar düzeyinde gösterir.
  • Kredi dosyası: Kredi sözleşmesi, ödeme planı ve taksitlerin hangi hesaptan tahsil edildiğini gösteren ekstreler.
  • Tapu ve satış kayıtları: Edinme bedeli, edinme tarihi ve ödeme akışının çapraz kontrolü için.
  • Kişisel kaynağın belgesi: Katkının kişisel maldan geldiğini göstermek için miras ilamı, bağış belgesi, evlilik öncesi hesap bakiyesi, kendi malının satışına ilişkin tapu kaydı.
  • Fatura ve sözleşmeler: İyileştirme katkısında tadilat sözleşmesi, faturalar, malzeme ödemeleri.

Banka kayıtlarının gücü iki yönlüdür; yalnız davacıya değil, savunmaya da hizmet eder. Yakın tarihli bir olayda kadın, erkeğin evlilik öncesinde aldığı taşınmazın kredisinin evlilik içinde kapatılmasına dayanarak alacak istemiş; ancak banka hesap dökümleri, kapama ödemesinin erkeğin evlenme tarihinde zaten mevcut olan vadeli ve vadesiz hesap bakiyelerinden — yani kişisel malından — karşılandığını göstermiştir. Yargıtay, kredinin kişisel malla ödendiği anlaşıldığından bu taşınmaz yönünden talebin reddi gerektiğine hükmetmiştir (2. HD 2025/4751 E., 2026/3203 K.).

İspatın kilit taşlarından biri TMK m.222/3 karinesidir: "Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir." Ödemede kullanılan paranın kişisel kaynaktan geldiği ispat edilemezse, para edinilmiş maldan çıkmış sayılır. Bu, talebi yok etmez ama türünü değiştirir: edinilmiş kaynaklı ödeme değer artış payı yerine katılma alacağı ve denkleştirme düzleminde değerlendirilir. Aradaki fark, yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi, hesaba ve sonuca doğrudan yansır.

Delillerin bir kısmının tarafın elinde olmaması sorun değildir: banka kayıtları, kredi dosyaları ve tapu kayıtları, dava sırasında mahkeme aracılığıyla ilgili kurumlardan celp edilir. Dilekçede hangi bankadan hangi döneme ait ekstrenin, hangi tapu müdürlüğünden hangi işlem dosyasının isteneceğinin belirtilmesi, celbi hızlandırır ve bilirkişinin önüne eksiksiz bir dosya koyar. Yıllar içinde kapanmış hesaplar ve el değiştirmiş bankalar hesaba katılarak bu talepler geciktirilmeden yapılmalıdır.

Pratik öneri tektir ve basittir: para izini yazılı bırakmak. Elden verilen, açıklamasız yapılan, üçüncü kişiler üzerinden dolaştırılan ödemelerin yıllar sonra ispatı ciddi güçlük doğurur. Havale açıklamasına ödemenin niteliğini yazmak, kişisel kaynaktan yapılan ödemeleri ayrı hesaptan geçirmek, tadilatta fatura almak; dava gününde tanık aramaktan çok daha güçlü bir konum sağlar.

Yazılı Vazgeçme: m.227/3 ve Evlilik Sözleşmesi

Değer artış payı emredici değildir; eşler bu alacağı sözleşmeyle şekillendirebilir. TMK m.227/3 hükmü şöyledir: "Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler."

Maddenin aradığı şekil yazılılıktır: sözlü mutabakat, ne kadar açık olursa olsun, vazgeçme sonucu doğurmaz. Uygulamada bu anlaşma çoğu kez ayrı bir belge olarak değil, noterde yapılan mal rejimi sözleşmesinin — bilinen adıyla evlilik sözleşmesinin — bir maddesi olarak kurulur. Vazgeçme tam olabileceği gibi kısmi de olabilir: eşler payı tamamen kaldırmak yerine oranını değiştirmeyi de kararlaştırabilir.

Dikkat edilmesi gereken sınır şudur: m.227/3 anlaşması yalnız değer artış payını etkiler. Katılma alacağı ayrı bir kurumdur ve ondan aynı belgeyle vazgeçilmiş sayılmaz; artık değere katılmaya ilişkin düzenlemeler kanunun kendi maddelerindeki ayrı şartlara tabidir. Hangi belgenin hangi alacağı kapattığı, sözleşme metninin yorumunda en çok uyuşmazlık çıkan noktadır.

Zamanaşımı, Faiz ve Davanın Yürüyüşü

Değer artış payı talebi, mal rejiminin tasfiyesi davasının bir kalemidir ve aile mahkemesinde görülür. Boşanma dosyası ile tasfiye dosyası ayrı yürür: tasfiye davası boşanma davasıyla birlikte veya sonrasında açılabilir; ancak boşanma hükmü kesinleşmeden tasfiye sonuçlandırılmaz, boşanmanın kesinleşmesi bekletici mesele yapılır. Davanın harç, talep kurgusu ve celp mekanikleri bu yazının değil, katılma alacağı davası rehberinin konusudur; oradaki usul anlatımı değer artış payı talebi için de aynen geçerlidir.

Zamanaşımı: Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında mal rejiminden kaynaklanan alacaklar, TBK m.146'daki on yıllık genel zamanaşımına tabidir ve süre, boşanma kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar. Süre uzun görünse de delillerin gücü zamanla azalır; banka kayıtlarının saklama süreleri ve tanıkların hatırlama gücü, davayı erken açmayı ayrıca değerli kılar.

Faiz: TMK m.239 son fıkrası açıktır: "Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür." Tasfiye, karar tarihinde sona erdiğine göre faiz kural olarak karar tarihinden işler; dava tarihinden faiz istemek, uygulamada en sık yapılan taleplendirme hatalarından biridir. Aynı madde, alacağın para yerine ayın olarak ödenebileceğini ve derhâl ödemenin borçlu eş için ciddi güçlük doğuracağı hâllerde ödemenin uygun süre ertelenebileceğini de düzenler.

Sık Yapılan Hatalar

  • Katkı tutarını enflasyonla güncelleyip istemek. Yöntem bu değildir: ölçü orandır ve oran, malın güncel değerine uygulanır. Katkının TÜFE ile güncellenmiş hâli, malın kazandığı gerçek değeri çoğu zaman yakalayamaz; oran yöntemi genellikle katkı yapanın lehinedir.
  • Değer artış payı ile katılma alacağını tek kalemde istemek. İki alacağın şartları, hesap ölçüleri ve dayandığı maddeler farklıdır; ayrıştırılmadan yapılan talep, bilirkişi hesabını denetlenemez hâle getirir.
  • Ev emeğine ve genel aile harcamalarına dayanmak. Ev işleri, çocuk bakımı ve olağan yaşam giderleri m.227 katkısı sayılmaz. Bu durumdaki eşin doğru talebi katılma alacağıdır.
  • Faizi dava tarihinden istemek. m.239 faizi tasfiyenin sona ermesine, yani karar tarihine bağlar.
  • Yalnız tanık beyanına güvenmek. Yıllar önce elden verildiği söylenen paranın tanıkla ispatı zayıf kalır; yazılı iz — dekont, ekstre, fatura — davanın belkemiğidir.
  • Sözlü vazgeçmeye güvenmek ya da yazılı vazgeçmeyi unutmak. Vazgeçme yalnız yazılı anlaşmayla hüküm doğurur; imzalanan evlilik sözleşmesinde böyle bir maddenin bulunup bulunmadığı dava öncesinde mutlaka kontrol edilmelidir.
  • 2002 öncesi katkıyı m.227 üzerinden istemek. 01.01.2002'den önce yapılan katkılar katkı payı alacağının konusudur; şartları ve değerleme anı farklıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Değer artış payı ile katılma alacağı aynı şey mi?

Hayır. Katılma alacağı, diğer eşin edinilmiş mallarının artık değerinin yarısı üzerindeki kanuni haktır ve hiçbir katkı ispatı gerektirmez. Değer artış payı ise diğer eşe ait belirli bir mala yapılmış, ispatlanmış ve karşılıksız katkının, malın güncel değeri üzerinden karşılığıdır. Aynı davada ikisi birden istenebilir; ancak ayrı kalemler olarak.

Ev işleri ve çocuk bakımı değer artış payı doğurur mu?

Yargıtay uygulamasında hayır: değer artış payı için parasal ya da para ile ölçülebilen bir katkı aranır; ev işlerinin yapılması ve çocukların bakımı bu ölçüye girmez. Bu emeğin karşılığı başka bir kurumla korunur: katılma alacağı, hiçbir gelir veya katkı şartı aramadan, edinilmiş malların artık değerinin yarısını zaten tanır.

Eşimin adına kayıtlı eve yaptığım tadilatın bedelini isteyebilir miyim?

Kapsamlı ve malın değerini artıran bir tadilat, "iyileştirmeye katkı" olarak değer artış payı doğurabilir. Talep, harcama tutarının iadesi değildir: tadilat katkınızın orana çevrilmesi ve bu oranın evin tasfiye tarihindeki değerine uygulanmasıdır. Faturalar, ödeme dekontları ve tadilat sözleşmesi ispatın anahtarıdır.

Mal boşanmadan önce satıldıysa değer artış payı isteyebilir miyim?

Evet. Katkı yapılan malın tasfiyeden önce elden çıkarılmış olması hakkı düşürmez; bu hâlde hâkim, ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK m.227/2). Sabit bir formül yoktur; devir tarihi, devir bedeli ve malın durumu birlikte değerlendirilir.

Değer artış payından önceden vazgeçilebilir mi?

Evet, ancak yalnız yazılı anlaşmayla (TMK m.227/3). Eşler pay almaktan tamamen vazgeçebileceği gibi oranı da değiştirebilir. Sözlü vazgeçme geçersizdir. Bu anlaşma uygulamada genellikle evlilik sözleşmesinin bir maddesi olarak yapılır.

Değer artış payında zamanaşımı ne kadardır?

Yerleşik uygulamada mal rejiminden doğan alacaklar TBK m.146 uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir ve süre boşanma kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar. Zamanaşımı def'i mahkemece kendiliğinden gözetilmez; süresinde ileri sürülmesi gerekir (TBK m.161).

Faiz hangi tarihten itibaren işler?

Aksine anlaşma yoksa faiz, tasfiyenin sona ermesinden — Yargıtay uygulamasında karar tarihinden — itibaren yürütülür (TMK m.239). Dava tarihinden itibaren faiz talep edilmesi sık yapılan bir hatadır.

Evlilik 2002'den önce başladıysa hangi kurallar uygulanır?

Katkının yapıldığı dönem belirleyicidir: 01.01.2002 öncesi katkılar, mal ayrılığı döneminin kurumu olan katkı payı alacağına; 2002 sonrası katkılar değer artış payına tabidir. Uzun evliliklerde aynı mal için iki dönemin kuralları birlikte uygulanabilir; kredi ödemeleri dönemlere bölünerek hesaplanır.

Malın değeri düştüyse katkım boşa mı gider?

Hayır. Malda katkı tarihine göre değer kaybı varsa oran yöntemi uygulanmaz; katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (m.227/1 son cümle). Katkı yapan eş, malın değer kaybına ortak edilmez.

Değer artış payı davası hangi mahkemede açılır?

Mal rejiminin tasfiyesinden doğan talepler aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde davaya o sıfatla görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi bakar. Dava, boşanma dosyasından ayrı bir dosyada yürür ve boşanmanın kesinleşmesi beklenir.

Sonuç

Değer artış payı alacağı, eşler arasındaki ekonomik dayanışmanın tasfiye anındaki karşılığıdır: diğer eşin malına yapılan karşılıksız katkı, yapıldığı gündeki tutarıyla donmaz, malın güncel değeri içindeki oranıyla geri döner. Hakkın doğumu dört şarta — diğer eşe ait mal, edinme/iyileştirme/koruma katkısı, karşılıksızlık ve katkının para ile ölçülebilirliği — bağlıdır; kaderi ise büyük ölçüde ispata. Banka kayıtları, kredi dosyaları ve tapu kayıtları hem talebin hem savunmanın en güçlü araçlarıdır; güncel Yargıtay içtihadı, aynı kredinin taksitlerini bile kaynağına ve zamanına göre farklı alacaklara bağlamaktadır.

Somut dosyanızda hangi katkının hangi alacağı doğurduğunu görmek için mal paylaşımı hesaplama aracıyla varlık bazında bir ön döküm alabilir, rejimin genel işleyişi için boşanmada mal paylaşımı rehberini inceleyebilirsiniz. Değer artış payı talepleri; değerleme anı, karine ve ispat incelikleriyle, aile hukukunun teknik yoğunluğu en yüksek alanlarından biridir — dava stratejisinin dosyadaki delil durumuna göre kurulması için avukat desteği almak, çoğu dosyada davanın kendisinden önce delillerin toplanma biçimini değiştirir.

Yazar

Av. Mesut İLME

İlme Hukuk & Danışmanlık kurucu avukatı. Aile, iş, ceza ve ticaret hukuku alanlarında 20+ yıl deneyim ile Yalova ve Türkiye genelinde online avukatlık hizmeti sunmaktadır.

Profili Görüntüle
Bilgilendirme: Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye yerine geçmez. Somut bir uyuşmazlığınız için bir avukatla görüşmeniz önerilir.