İLME HUKUK BÜROSUHukuka Güven, Geleceğe Adım
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

17 sonuç bulundu Anayasa Hukuku kategorisindeFiltreleri temizle
Anayasa Mahkemesi21.01.2015

Anayasa Mahkemesi: Disiplin Soruşturmasında Özel Hayatın Gizliliği ve Ölçülülük İlkesi

Başvurucu, bir sosyal paylaşım sitesinde kendisine ait olduğu iddia edilen cinsel içerikli görüntülerin yayınlanması üzerine hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde devlet memurluğundan çıkarma cezası alması nedeniyle Anayasa'nın çeşitli maddelerinin ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur. İlk derece mahkemesi ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, söz konusu görüntülerin başvurucu tarafından internet ortamına açık hale getirildiği gerekçesiyle disiplin cezasını hukuka uygun bularak davanın reddine karar vermiştir. Uyuşmazlık, kamu görevlilerinin disiplin soruşturmasına konu olan eylemlerinin, mesleki faaliyet sınırlarını aşarak özel hayatın gizliliği alanına girip girmediği ve verilen disiplin cezasının demokratik bir toplumda ölçülülük ilkesi ile özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında korunup korunmadığı noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, söz konusu görüntülerin başvurucunun mahremiyet alanında gerçekleştiğini, bu eylemlerin rızasıyla alenileştirildiğine dair bir bulgu bulunmadığını ve iddiaların mesleki hayatın sınırlarını aşan özel yaşam eylemleri olduğunu tespit etmiştir. Kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıyla bütünleşen bazı özel hayat unsurlarının sınırlandırılabileceğini kabul etmekle birlikte, idarenin uyguladığı disiplin cezasının, genel yarar ile bireyin temel hak kaybı arasında adil bir denge kurmadığı sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi23.07.2020

Anayasa Mahkemesi: Baro Levhasına Yazılma Talebinin Reddi Özel Hayata Saygı Hakkı İhlali

Başvurucu, 670 sayılı KHK kapsamında kamu görevinden çıkarılmasının ardından baro levhasına yeniden yazılma talebiyle Ankara Barosuna başvurmuştur. Baro Yönetim Kurulu, talebi reddetmiş; Türkiye Barolar Birliği (TBB) ise itirazı kabul ederek kararı kaldırmıştır. Ancak ilgili Bakanlık, TBB kararını geri göndererek süreci devam ettirmiştir. Başvurucu, bu durumun özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, kamu görevinden çıkarılan bir avukatın baro levhasına yazılma talebinin reddedilmesi işleminin, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale teşkil edip etmediği ve bu müdahalenin kanunilik koşulunu sağlayıp sağlamadığı noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, özel hayata yönelik müdahalelerin Anayasa güvencelerine uygun sayılabilmesi için müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunması gerektiğini belirtmiştir. Serbest avukatlık faaliyetinin bir istihdam ilişkisine dayanmadığı ve kamu hizmetinde istihdam yasağının bu meslek grubuna genişletici ve öngörülemez bir yorumla uygulanamayacağı tespit edilmiştir. Derece mahkemelerinin, mevcut düzenlemeleri öngörülemez şekilde yorumlayarak başvurucunun baro levhasına yazılmasını engellemesinin, müdahalenin kanunilik koşulunu bozduğu sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine, ihlalin giderilmesi için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 16. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi08.10.2020

Banka Hesap Hareketi Gerekçesiyle İşten Çıkarma Hukuka Uygun mu?

Kooperatifte 2010 yılından beri işçi statüsünde çalışan başvurucunun iş sözleşmesi, bir bankadaki hesabında para hareketleri bulunduğu ve bu nedenle devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunan yapılarla irtibatlı olduğundan şüphe duyulduğu gerekçesiyle 2016 yılında feshedilmiştir. Başvurucu hakkında herhangi bir adli işlem yapılmamış, tazminat ödenmeksizin işine son verilmiştir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, mesleki hayata yönelen bu müdahalenin başvurucunun özel hayatı üzerinde ciddi ağırlıkta sonuç doğurduğunu kabul etmiş ve esas incelemesi sonunda Anayasa m.20'de güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE karar vermiştir. Karar bu yönüyle işçi bakımından LEHE bir içtihattır; ihlalin giderilmesi için dosya yeniden yargılama yapılmak üzere iş mahkemesine gönderilmiş, ayrıca tazminat talebi ise yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir. Kararın çekirdeği ispat ve gerekçe standardıdır: bir banka hesabında işlem bulunması tek başına yeterli sayılmamış, rutin bankacılık işlemleri ile örgütsel talimata dayalı işlemlerin ayrıştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Şüphenin ciddi, güçlü ve objektif olduğu ikna edici biçimde ortaya konulmadan alınan tedbirin, olağanüstü hâl koşullarında dahi ölçülü sayılamayacağı belirtilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi13.10.2016

Anayasa Mahkemesi: Subay Sözleşmesinin Feshi İşleminde Özel Hayatın Gizliliği Hakkının İhlali

Sözleşmeli subay olarak görev yapan başvurucu, hakkında internet ortamında elde edilen çıplak görüntülerin yer aldığı bir ihbar üzerine başlatılan idari tahkikat neticesinde, "ahlak dışı hareketlerde bulunduğu" gerekçesiyle subaylık sözleşmesinin feshedilmesiyle karşı karşıya kalmıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM), başvurucunun eylemlerinin TSK'nın itibarını zedelediğine ve "iyi ahlak sahibi olma" vasfını taşımadığına hükmederek açılan iptal davasını reddetmiştir. Başvurucu, bu kararın özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, idarenin tesis ettiği ayırma işleminin dayanağı olan eylemlerin, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkına müdahale teşkil edip etmediği ve AYİM kararının bu müdahaleyi haklı kılacak yeterli ve somut gerekçeleri içerip içermediği noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun cinsel yaşamına ilişkin mahrem bilgilerin ve hukuka aykırı yollarla elde edildiği iddia edilen görüntülerin, mesleki faaliyetle doğrudan ilgisi olmayan özel yaşam alanına dahil olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, AYİM kararının, başvurucunun özel hayatına ilişkin hususların mesleği üzerindeki etkilerini açıklamadığını, iddiaların incelenmediğini ve ölçülülük ilkesinin (kamu yararı ile birey zararı arasındaki denge) gözetilmediğini belirlemiştir. Ayrıca, ifade alma sürecindeki usulsüzlük iddialarının yeterince araştırılmadığı sonucuna varılarak, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM Birinci Dairesine gönderilmesine hükmedilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi16.12.2015

Anayasa Mahkemesi: İdari Tahkikat Sürecinde Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali Kararı

Subay statüsünde görev yapan başvurucu hakkında, ahlaki durumuna ilişkin isimsiz bir ihbar üzerine idari tahkikat başlatılmıştır. Bu süreçte başvurucunun cinsel hayatına dair detaylı beyanlarının alındığı bir ifade tutanağı düzenlenmiş; neticede 926 sayılı Kanun'un 50/c maddesi uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilmiştir. Başvurucu, işlemin iptali istemiyle açtığı davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından davanın reddedilmesi üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, idari tahkikat kapsamında alınan ifadelerin içeriği ve bu ifadelerin alınış biçiminin, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkına müdahale teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Ayrıca, derece mahkemesinin söz konusu ifadenin alındığı koşullara ilişkin iddiaları yeterli gerekçeyle karşılayıp karşılamadığı hukuki sorunu oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin özel hayatına yönelik müdahalelerin, özellikle cinsellik ve mahremiyet gibi alanlarda çok daha dar bir takdir yetkisine tabi olduğunu belirtmiştir. İnceleme sonucunda, başvurucunun ifadesinin hangi hukuki kapsamda alındığının belirtilmediği, ifadeyi alan birimin belirsiz olduğu ve cinsel hayatına dair en mahrem bilgilerin alındığı bu sürecin hukuki yönden şüpheli olduğu tespit edilmiştir. Derece mahkemesinin, başvurucunun ifadenin alındığı koşullara ilişkin somut iddialarını makul bir gerekçeyle yanıtlamadığı, bu nedenle müdahaleyi haklı kılacak yeterli incelemeyi yapmadığı sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi10.12.2015

Anayasa Mahkemesi: E-Posta Denetiminde Kanuni Dayanak ve Özel Hayatın Gizliliği

Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde subay olarak görev yapan başvurucu, sözleşmesinin yenilenmemesi işlemi üzerine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde iptal davası açmıştır. Mahkeme, idarenin takdir yetkisini kullandığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; başvurucu ise e-posta yazışmalarının denetlenmesi suretiyle özel hayatın gizliliği, haberleşme hürriyeti ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, askeri personelin görev amacıyla kullandığı e-posta sistemindeki yazışmaların idarece denetlenmesinin ve bu denetim sonucunda elde edilen verilerin sözleşme yenilememe gerekçesi yapılmasının, Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyeti ile 36. maddesindeki adil yargılanma hakkını ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılabilmesi için Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca "kanunilik" şartının varlığını aramaktadır. İdarenin, kişilerin temel haklarına müdahale eden düzenleyici işlemler yapabilmesi için açık bir kanuni dayanağa sahip olması gerektiğini belirten Mahkeme, söz konusu e-posta denetiminin dayanağı olarak gösterilen askeri yönergenin, hakları sınırlayıcı mahiyette bir düzenleme yapmaya tek başına yetmeyeceğine hükmetmiştir. İdarenin istihbarat faaliyetleri kapsamında aldığı tedbirlerin, kanuni bir temel olmaksızın salt bir yönerge ile kişilerin özel hayatına ve haberleşme özgürlüğüne müdahale edecek düzeye taşınamayacağı vurgulanmıştır. İnceleme neticesinde, e-postaların denetlenmesi ve elde edilen verilerin sözleşme yenilememe gerekçesi yapılması süreçlerinde kanuni dayanak eksikliği nedeniyle hak ihlali gerçekleştiği sonucuna varılmıştır.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi03.04.2014

Anayasa Mahkemesi: Disiplin Soruşturmasında Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali Kararı

Başvurucu, cinsel içerikli görüntülerinin internette yayınlanması üzerine hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde 657 sayılı Kanun uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası alması nedeniyle Anayasa'nın 10, 20 ve 38. maddelerinin ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili disiplin cezası, Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından onaylanmış; idari yargı ve Danıştay süreçleri sonucunda karar kesinleşmiştir. Uyuşmazlık, kamu görevlilerinin özel hayatına ilişkin, rızası dışında alenileşen eylemlerin disiplin hukuku kapsamında değerlendirilmesinin, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkını ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin mesleki etik ve sorumlulukları gereği özel hayatlarının belirli sınırlamalara tabi tutulabileceğini kabul etmekle birlikte, disiplin cezasına konu eylemlerin başvurucunun mahremiyet alanında gerçekleştiğini ve rızasıyla alenileştirildiğine dair bir bulgu bulunmadığını tespit etmiştir. İdari ve yargısal makamların gerekçelerinde, başvurucunun özel yaşamına dikkat edilmediği ve eylemlerin doğrudan mesleki faaliyetle ilgili olmadığı saptanmıştır. Disiplin cezasının, kişinin ekonomik geleceğini etkileyecek boyutta olması nedeniyle, sınırlama ile ulaşılan genel yarar ile bireyin hak kaybı arasında adil bir dengenin sağlanmadığı sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi17.09.2013

Anayasa Mahkemesi: Bireysel Başvuruda Olağan Kanun Yollarının Tüketilmesi Zorunluluğu

Başvurucu, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından resmi belgede sahtecilik ve iftira suçlarından verilen mahkûmiyet kararına karşı süresinde temyiz dilekçesi verdiğini, ancak dilekçesinin ceza infaz kurumu aracılığıyla mahkemeye ulaştırılmaması sebebiyle kararın kesinleştiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, eski hale getirme ve temyiz talebinin reddedilmesiyle anayasal haklarının ihlal edildiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, başvurucunun adli yardım talebinin kabul edilebilirliği ile olağan kanun yollarını tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurmasının, Anayasa'nın 148. maddesi ve 6216 sayılı Kanun uyarınca "başvuru yollarının tüketilmemiş olması" nedeniyle kabul edilemezlik sebebi teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, öncelikle adli yardım talebini incelemiştir. Başvurucunun sosyal güvenlik kapsamında bir gelirinin, taşınmaz veya taşıtının bulunmadığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun hükümleri uyarınca adli yardım talebinin kabulüne ve harçtan muaf tutulmasına karar verilmiştir. Esas incelemede ise Mahkeme, bireysel başvurunun ikincil nitelikte olduğunu, Anayasa'nın 148. maddesi gereği ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem için olağan kanun yollarının tüketilmesi gerektiğini belirtmiştir. Başvurucunun, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin eski hale getirme ve temyiz talebinin reddine dair ek kararına karşı temyiz yoluna başvurmadan doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurduğu tespit edilmiştir. Temyiz yoluna başvurulmasının hükmün infazını ertelemediği ve bu yolun etkili bir başvuru yolu olduğu vurgulanarak, başvurunun "başvuru yollarının tüketilmemiş olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna oy birliğiyle karar verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi04.06.2020

Anayasa Mahkemesi: ByLock Verilerinin Delil Niteliği ve Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı

Başvurucu, ByLock isimli program verilerinin hukuka aykırı şekilde elde edildiğini, mahkûmiyet kararında tek veya belirleyici delil olarak bu verilere dayanıldığını ve dijital verilerin mahkeme huzuruna getirilmediğini ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık; ByLock verilerinin mahkûmiyet için tek veya belirleyici delil olarak kullanılmasının adil yargılanma hakkını ihlal edip etmediği ve dijital verilerin mahkeme huzuruna getirilmemesinin savunma hakkını kısıtlayıp kısıtlamadığı noktalarında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, ByLock verilerinin mahkûmiyet kararında tek veya belirleyici delil olarak kullanılamayacağına ilişkin iddiayı, verilerin başvurucuyla eşleşen log kayıtları ve CGNAT kayıtları ile birbirini doğrulaması nedeniyle açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez bulmuştur. Dijital verilerin mahkeme huzuruna getirilmediği iddiasında ise başvurucunun, bu verilerin kendi yargılamasında yarattığı somut sorunları derece mahkemeleri önünde dile getirmediği ve iddiasını temellendirmediği tespit edilmiştir. Mahkeme, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine, ancak başvurunun diğer iddialar yönünden kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi02.07.2020

Kapatılan Bir Dernekte Görev Alan İşçinin Sözleşmesi Feshedilebilir mi?

Belediyede 2003 yılından beri temizlik işçisi olarak çalışan başvurucunun iş sözleşmesi, 667 sayılı OHAL Kararnamesi ile kapatılan bir dernekte denetim görevi üstlendiği ve örgüt liderinin kayıtlarını izlediği tespit edilince, taraflar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiği gerekçesiyle 2016 yılında feshedilmiştir. Başvurucu, işini özel hayatına ilişkin bir nedenle kaybettiğini ve bu durumun sosyal çevresinden dışlanmasına yol açtığını ileri sürerek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Mahkeme başvuruyu kabul edilebilir bulmuş, mesleki hayata özel hayata ilişkin bir nedenle yapılan müdahalenin özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenebileceğini kabul etmiş; ancak sonuçta oybirliğiyle İHLAL BULMAMIŞTIR. Bu yönüyle karar, işçi bakımından ALEYHE, işveren konumundaki kamu kurumu bakımından LEHE bir içtihat oluşturmaktadır. Kararın belirleyici noktası usule ilişkindir: başvurucu, görev aldığı derneğin gerçekten örgütle irtibatlı olup olmadığı konusunu derece mahkemeleri önünde açıkça itiraz konusu yapmamıştır. Mahkeme, böyle bir itiraz ileri sürülmediği için derece mahkemelerinin bu hususu ayrıca araştırmamış olmasını tek başına güvence ihlali saymamıştır. Benzer uyuşmazlıklarda itirazların yargılamanın hangi aşamasında ileri sürüldüğü, sonucu doğrudan etkileyebilmektedir.

Kararı İncele