Kısmi Dava Nasıl Açılır? Dilekçe, Harç ve Talep Artırımı
Belirsiz alacak davası 31 Temmuz 2026'da kaldırıldı; alacak davalarının tek yolu kısmi dava. Dilekçenin nasıl kurulacağı, harcın nasıl hesaplanacağı ve HMK m.109/4'teki tek seferlik talep artırımının ne zaman kullanılması gerektiği adım adım anlatılıyor.
Bir alacağın miktarı dava açılırken her zaman tam olarak bilinemez. İş kazasında maluliyet oranı bilirkişi raporuyla, işçilik alacaklarında fazla mesai saatleri kayıtların incelenmesiyle, trafik kazasında destekten yoksun kalma tazminatı aktüerya hesabıyla netleşir. Türk hukukunda bu belirsizliğin çözümü on yılı aşkın süredir belirsiz alacak davası idi. 31 Temmuz 2026 itibarıyla bu yol kapandı; geriye kalan ve kanun koyucunun güçlendirerek öne çıkardığı yol kısmi davadır.
Bu rehber, kısmi davanın nasıl açılacağını, dilekçenin nasıl kurulacağını, harcın nasıl hesaplanacağını ve 2026 değişikliğiyle gelen tek seferlik talep artırımı hakkının ne zaman kullanılması gerektiğini adım adım anlatır. Paketin genel çerçevesi ve diğer başlıkları için 12. Yargı Paketi (7589 sayılı kanun) sayfası incelenebilir; burada yalnızca usul tarafı ele alınmaktadır.
Kısmi Dava Nedir? (HMK m.109)
Kısmi dava, bir alacağın tamamı yerine yalnızca bir bölümünün dava konusu yapılmasıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 109. maddesinin birinci fıkrası kurumu şöyle tanımlar:
«Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.»
Buradaki tek şart bölünebilirliktir. Alacak niteliği gereği parçalara ayrılabiliyorsa, davacı tamamını değil bir bölümünü talep ederek dava açabilir. Bunun pratikteki üç sebebi vardır: alacağın kesin miktarının henüz bilinememesi, dava açılırken ödenecek harcın düşük tutulmak istenmesi ve davanın tümden reddi hâlinde doğacak vekâlet ücreti riskinin sınırlanmak istenmesi.
Maddenin üçüncü fıkrası davacıyı önemli bir tehlikeden korur:
«Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.»
Yani kısmi dava açan kişi, dava etmediği bölümden vazgeçmiş sayılmaz. Buna rağmen uygulamada dilekçeye «fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla» ya da «alacağın şimdilik şu kadarı» ibaresinin yazılması yerleşmiş bir alışkanlıktır. Bu ibare, davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesini kolaylaştırdığı ve tarafların iradesini tartışmasız hâle getirdiği için hâlen tavsiye edilir.
31 Temmuz 2026'da Ne Değişti?
Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kanunun hukuk yargılamasını ilgilendiren iki maddesi, alacak davalarının kurgusunu baştan değiştirdi:
- 19. madde: HMK m.107 (belirsiz alacak davası) yürürlükten kaldırıldı.
- 20. madde: HMK m.109'a dördüncü fıkra eklenerek kısmi davaya tek seferlik talep artırımı hakkı tanındı.
Bu iki madde birlikte okunduğunda tablo nettir: kanun koyucu belirsiz alacak davasını kaldırırken davacıyı çaresiz bırakmamış, o davanın en işlevsel iki özelliğini — ıslaha gerek kalmadan talebi artırabilme ve zamanaşımının alacağın tamamı bakımından dava tarihinde kesilmesi — kısmi davanın içine taşımıştır. Sonuç olarak alacak davalarının tek yolu kısmi dava hâline gelmiştir ve bu yol eskisinden daha güçlüdür.
Değişiklik yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir; üç ay ertelenen hükümler arasında değildir. 31 Temmuz 2026'dan sonra açılacak alacak davalarında artık «belirsiz alacak davası» başlığı kullanılamaz.
Hangi Alacaklar Kısmi Davaya Konu Olabilir?
Kısmi davanın kapısı bölünebilirlik şartıdır. Talep konusu niteliği gereği bölünemiyorsa, tutar ne olursa olsun kısmi dava kurulamaz. Ayrım şu şekilde özetlenebilir:
| Kısmi davaya elverişli (bölünebilir) | Kısmi davaya elverişli değil (bölünemez) |
|---|---|
| Kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ve diğer işçilik alacakları | Manevi tazminat (bölünmezlik ilkesi) |
| Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı gibi maddi tazminat kalemleri | Tahliye, tapu iptali ve tescil gibi aynî sonuç doğuran talepler |
| Kira alacağı, satım bedeli, faiz alacağı | Boşanma, velayet, evlenmenin iptali gibi aile hukukuna ilişkin talepler |
| Nafaka artırımında talep edilen aylık irat farkı | Tespit talepleri ve niteliği gereği bir bütün oluşturan istemler |
Manevi tazminat özellikle dikkat gerektirir. Manevi tazminat, zarar görende tatmin duygusu doğurmaya yönelik bütünsel bir kalem olduğu için bölünmezlik ilkesine tabidir; kısmi dava olarak açılmaya ve sonradan artırılmaya elverişli değildir. Bedensel zarar dosyalarında maddi ve manevi tazminatın dilekçede doğru konumlandırılması bu yüzden kritik önemdedir; konunun ayrıntısı için tazminat davaları sayfası incelenebilir.
Uygulamada en sık kısmi dava açılan alanlar iş hukuku ve bedensel zarar tazminatlarıdır. Bir trafik kazası veya iş kazası sonrası talep edilebilecek kalemlerin mertebesini önceden görmek için trafik kazası tazminat hesaplama ve iş kazası tazminat hesaplama araçları kullanılabilir; bu araçların ürettiği rakamlar bilirkişi raporunun yerini tutmaz, dava değerinin planlanmasına yardımcı olur.
Görevli ve Yetkili Mahkeme: Dava Değeri Görevi Değiştirmez
Kısmi davada sıkça sorulan soru, düşük tutar üzerinden açılan davanın görevi değiştirip değiştirmediğidir. HMK m.2 bu tartışmayı baştan kapatır:
«Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.»
Maddenin ikinci fıkrası, bu Kanun'da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu belirtir. Türk hukukunda görev, uyuşmazlığın parasal büyüklüğüne göre değil türüne göre belirlenir. Dolayısıyla bir alacağın yalnızca bir bölümünün dava edilmesi görevli mahkemeyi değiştirmez; talep artırıldığında da görevsizlik gündeme gelmez.
Buna karşılık «aksine düzenleme» kaydı önemlidir. Özel kanunlarla kurulmuş mahkemeler kendi alanlarında görevlidir: işçi-işveren ilişkisinden doğan alacaklarda iş mahkemesi, tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesi, ticari davalarda asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Kısmi dava kurgusu bu görev kurallarını etkilemez; yalnızca talep edilen miktarı belirler.
Yetki bakımından da kısmi davanın özel bir kuralı yoktur. Genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir; sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer, haksız fiilden doğan davalarda fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer mahkemeleri gibi seçimlik yetki kuralları ile kanunda öngörülen kesin yetki hâlleri saklıdır.
Kısmi Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?
Kısmi dava dilekçesi, HMK m.119'daki zorunlu unsurları taşımak zorundadır: mahkemenin adı; tarafların ad, soyad ve adresleri; davacının T.C. kimlik numarası; varsa kanuni temsilci ve vekilin bilgileri; davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda dava konusunun değeri; vakıaların sıra numarası altında açık özetleri; her vakıanın hangi delille ispat edileceği; dayanılan hukuki sebepler; açık bir şekilde talep sonucu ve imza. Bu unsurlardan bir kısmının eksikliği hâlinde mahkeme bir haftalık süre vererek tamamlatır.
Kısmi davayı sıradan bir alacak davasından ayıran noktalar şunlardır:
1. Dava konusunun değeri talep edilen kısım üzerinden gösterilir
Harca esas değer, alacağın tahmin edilen tamamı değil, bu davada talep edilen bölümdür. Dilekçede bu tutarın açıkça yazılması gerekir; harç bu tutar üzerinden hesaplanır.
2. Davanın kısmi dava olduğu açıklanır
Vakıalar bölümünde alacağın tamamının neden bu aşamada belirlenemediği somut olarak anlatılır: maluliyet oranının henüz kesinleşmemesi, işveren kayıtlarının celbedilmemiş olması, aktüeryal hesabın bilirkişi incelemesi gerektirmesi gibi. Bu açıklama, sonraki aşamada yapılacak talep artırımının gerekçesini baştan kurar.
3. Hukuki sebepler arasına HMK m.109 yazılır
Dayanak yalnızca maddi hukuk hükümleri (İş Kanunu, Türk Borçlar Kanunu vb.) değildir; usule ilişkin dayanak olarak HMK m.109 ve talep artırımı bakımından m.109/4 gösterilir.
4. Netice-i talep hem tutarı hem saklı hakları içerir
Talep sonucunda dava edilen tutar rakamla belirtilir, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulur ve faiz talebi açıkça yazılır. Faiz başlangıcının belirtilmesi ihmal edilirse, alacağın hesaplanmasında hak kaybı doğabilir.
5. Varsa arabuluculuk dava şartı önceden yerine getirilir
İşçilik alacakları, ticari uyuşmazlıklar, tüketici uyuşmazlıkları ve kanunda sayılan diğer uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır. Bu şart yerine getirilmeden açılan dava, esasa girilmeden usulden reddedilir. Sürecin işleyişi için arabuluculuk sayfası incelenebilir.
Kısmi Davada Harç Nasıl Hesaplanır?
Alacak davaları nispi harca tabidir; harç, dava konusunun değeri üzerinden oranla hesaplanır. Kısmi davanın en somut avantajı burada ortaya çıkar: harç, alacağın tamamı üzerinden değil, dava edilen kısım üzerinden alınır.
Harçlar Kanunu m.28'in (a) bendi uyarınca karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak dava açılırken ödenir; kalan bölüm karar tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Buna ayrıca maktu başvurma harcı, vekâlet pulu ve gider avansı eklenir. Harç ve gider avansı tarifeleri her yıl güncellendiğinden, güncel tutarlar dava açılacağı tarihte ilgili tarifeden teyit edilmelidir; bu sayfada kesin rakam verilmemesinin sebebi budur.
Düşük harçla dava açmanın bedeli, alacağın tamamının baştan tahsil edilememesi ve sonraki aşamada tamamlama harcı yükümlülüğünün doğmasıdır. Bu nedenle dava değerinin belirlenmesi, salt harçtan tasarruf değil, dosyanın seyrine göre yapılacak bir strateji tercihidir.
Kısmi Dava mı, Tam Dava mı? Karar Verirken Bakılacak Ölçütler
Alacağın tamamı biliniyorsa kısmi dava açmak her zaman avantajlı değildir. Tercih, dört ölçütün birlikte değerlendirilmesiyle yapılır.
Harç ve gider avansı yükü
Kısmi davada peşin harç, yalnızca talep edilen bölüm üzerinden hesaplanır. Yüksek tutarlı dosyalarda bu, dava açılış maliyetini belirgin biçimde düşürür. Ancak bu bir tasarruf değil ertelemedir; talep artırıldığında noksan harç tamamlanır.
Reddedilen kısım ve vekâlet ücreti riski
Yargılama giderleri bakımından kural HMK m.326'da düzenlenmiştir: kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen taraftan alınır; iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa mahkeme giderleri haklılık oranına göre paylaştırır. Alacağın tamamı için dava açıp önemli bir bölümü reddedilirse, reddedilen kısım üzerinden karşı taraf lehine vekâlet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gündeme gelir. Miktarın belirsiz olduğu dosyalarda kısmi dava, tam da bu riski sınırlamaya yarar.
Zamanaşımının yakın olması
Zamanaşımı süresinin dolmasına az kalmışsa, alacağın miktarı henüz belirlenememiş olsa dahi davanın açılması gerekir. Yeni düzenleme burada belirleyici bir kolaylık sağlar: dava süresi içinde açıldığı takdirde, sonradan artırılacak kısım da dava tarihindeki kesilmeden yararlanır.
Faiz talebinin kurgulanması
HMK m.109/4 yalnızca zamanaşımını düzenlemiş, faiz başlangıcı konusunda bir hüküm getirmemiştir. Faiz, talep edilen tarih ve oran üzerinden hükmedilebileceği için, dava dilekçesinde faizin türü ile başlangıç tarihinin açıkça yazılması ve artırım dilekçesinde de artırılan kısım bakımından faiz talebinin tekrarlanması gerekir. Talep edilmeyen faize hükmedilmez.
Bu ölçütlerin ağırlığı dosyadan dosyaya değişir. Miktarı belirli bir kira alacağında tam dava, maluliyet oranı belirlenmemiş bir bedensel zarar dosyasında ise kısmi dava kural olarak daha isabetli bir kurgudur.
Talep Artırımı: HMK m.109/4 Nasıl Kullanılır?
2026 değişikliğinin kalbi burasıdır. HMK m.109'a eklenen dördüncü fıkra şöyledir:
«Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.»
Fıkra dört unsuru bir arada düzenler:
- Aynı davada: Artırım, yeni bir dava açılmadan, derdest dosya içinde yapılır.
- Bir defaya mahsus: Hak tek kullanımlıktır. Bir kez artırıldıktan sonra ikinci bir artırım bu fıkraya dayanarak yapılamaz.
- İddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın: Karşı tarafın muvafakati aranmaz. Eski uygulamada kısmi davada talebi artırmanın yolu ıslahtan geçiyordu; yeni fıkra bu zorunluluğu kaldırmıştır.
- Tahkikatın sona ermesine kadar: Süre sınırı tahkikat aşamasının kapanmasıdır. Tahkikat kapandıktan sonra yapılacak artırım talebi kabul edilmez.
Artırımın doğru anı
Hak tek kullanımlık olduğu için zamanlaması, varlığı kadar önemlidir. Pratikte doğru an, alacağın miktarını belirleyecek delillerin dosyaya girmesinden sonraki ilk aşamadır: maluliyet raporu düzenlendikten, işveren kayıtları ve banka hesap hareketleri celbedildikten, hesap bilirkişisi raporu tebliğ edildikten sonra — ancak tahkikat kapanmadan önce. Rapordan önce yapılan artırım, sonradan raporun daha yüksek bir tutar göstermesi hâlinde telafi edilemez; çünkü hak tüketilmiş olur.
Tamamlama harcı
Talep artırıldığında dava değeri yükselir; buna bağlı olarak harcın da tamamlanması gerekir. Harçlar Kanunu m.30 uyarınca, yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için yargılamaya devam olunur ve takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Aynı Kanun'un 32. maddesi de yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe sonraki işlemlerin yapılmayacağını düzenler.
Bu iki hüküm birlikte şu sonucu doğurur: artırım dilekçesi verilmiş olsa bile, tamamlama harcı yatırılmadığı sürece artırım sonuç doğurmaz ve dosya ilerlemez. Artırım dilekçesi ile harcın yatırılması birlikte planlanmalıdır.
Artırım dilekçesinde bulunması gerekenler
Artırım dilekçesi kısa bir dilekçedir; ancak dört unsuru mutlaka taşımalıdır: hangi dosyada (esas numarası belirtilerek) artırım yapıldığı; artırımın dayanağı olan HMK m.109/4 hükmü; artırımın hangi delile dayandığı (örneğin tebliğ edilen hesap bilirkişisi raporu); ve artırılan tutar ile birlikte yeni toplam talep miktarının rakamla gösterilmesi. Faiz talebinin artırılan kısım bakımından da tekrarlanması ve tamamlama harcının yatırıldığının belirtilmesi yerinde olur.
Zamanaşımı: Kısmi Davanın En Kritik Noktası
Değişikliğin davacı lehine en güçlü sonucu zamanaşımında ortaya çıkar. Fıkranın son cümlesi, zamanaşımının artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağını hükme bağlar.
Farkı somutlaştırmak gerekirse: kısmi davada talebin ıslahla artırıldığı önceki uygulamada, dava dilekçesindeki bölüm için zamanaşımı dava tarihinde kesiliyor, sonradan eklenen bölüm için ise ıslah tarihinde kesilmiş sayılıyordu. Yargılama uzadığında, dava zamanında açılmış olmasına rağmen artırılan kısım zamanaşımı def'ine takılabiliyordu. Bu, uygulamada davacıların en sık karşılaştığı kayıplardan biriydi.
Yeni fıkra bu riski ortadan kaldırmıştır: dava zamanaşımı süresi içinde açılmışsa, sonradan artırılan kısım da dava tarihindeki kesilmeden yararlanır. Bununla birlikte iki nokta hatırda tutulmalıdır. Birincisi, dava açılış tarihi hâlâ belirleyicidir; zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılan davada bu koruma işlemez. İkincisi, zamanaşımı ile hak düşürücü süreler farklı kurumlardır; kanunda hak düşürücü süreye bağlanan talepler bakımından bu hüküm bir koruma sağlamaz.
Talep Artırımı ile Islah Arasındaki Fark
Islah, HMK m.176 ve devamında düzenlenen ayrı bir kurumdur ve tarafın yaptığı usul işlemlerini kısmen veya tamamen düzeltmesine hizmet eder. Yeni talep artırımı hakkı ise yalnızca miktarın yükseltilmesine ilişkindir. İki kurumun karşılaştırması şöyledir:
| Ölçüt | Talep artırımı (HMK m.109/4) | Islah (HMK m.176-182) |
|---|---|---|
| Kapsam | Yalnızca talep edilen miktarın artırılması | Usul işlemlerinin kısmen veya tamamen düzeltilmesi |
| Sayı sınırı | Aynı davada bir defaya mahsus | Aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir (m.176/2) |
| Zaman | Tahkikatın sona ermesine kadar | Tahkikatın sona ermesine kadar; bozma veya kaldırma kararı sonrası tahkikat işlemi yapılırsa yeniden mümkün (m.177/2) |
| Şekil | Dilekçe ile; karşı tarafın muvafakati aranmaz | Sözlü veya yazılı; kısmen ıslahta işlemin bir hafta içinde yapılması gerekir (m.181) |
| Gider ve teminat | Tamamlama harcı ödenir | Islah sebebiyle geçersiz hâle gelen işlemlerin giderleri ve karşı tarafın zararı bakımından teminat gündeme gelebilir (m.178) |
| Zamanaşımı | Artırılan kısım için dava tarihinde kesilmiş sayılır | Kural olarak ıslah tarihi esas alınır |
Islahın kendine özgü bir yaptırımı da vardır: kısmen ıslaha başvuran tarafa ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir; bu süre içinde işlem yapılmazsa ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.
HMK m.109/4 Temmuz 2026'da yürürlüğe girdiğinden, iki kurumun bir arada nasıl kullanılacağına dair yerleşik bir Yargıtay uygulaması henüz oluşmamıştır. Bu nedenle ihtiyatlı yaklaşım, dosyayı tek bir artırım hakkı varmış gibi planlamak ve artırımın zamanlamasını buna göre belirlemektir; somut dosyada izlenecek yol, delil durumuna göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Örnek: Bir Bedensel Zarar Dosyasında Kısmi Davanın Seyri
Aşağıdaki akış, kısmi davanın pratikte nasıl ilerlediğini göstermek için kurgulanmış temsilî bir örnektir; rakamlar örnekleme amaçlıdır ve hiçbir dosya için sonuç taahhüdü içermez.
Başlangıç durumu. Bir iş kazası sonrasında sürekli iş göremezlik iddiası bulunmakta, ancak maluliyet oranı henüz kurum raporuyla belirlenmemiştir. Tazminatın mertebesi tahmin edilebilmekte, kesin tutarı bilinememektedir. Zamanaşımı süresinin dolmasına ise sınırlı bir süre kalmıştır.
Adım 1 — Arabuluculuk. İşçilik alacakları ve iş kazasından doğan tazminat taleplerinde dava şartı olan arabuluculuk süreci yürütülür, anlaşma sağlanamazsa son tutanak alınır.
Adım 2 — Kısmi dava. Dava, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, örneğin 100.000 TL üzerinden kısmi dava olarak açılır. Peşin harç bu tutar üzerinden hesaplanır. Dilekçede maluliyet oranının henüz belirlenmediği, hesabın bilirkişi incelemesi gerektirdiği ve HMK m.109 ile m.109/4'e dayanıldığı açıkça yazılır.
Adım 3 — Tahkikat. Kurum ve işveren kayıtları celbedilir, maluliyet oranının tespiti için rapor alınır, ardından hesap bilirkişisine gidilir. Bu aşamada henüz artırım yapılmaz; çünkü hak tek kullanımlıktır ve rakamın netleşmesi beklenir.
Adım 4 — Artırım. Hesap raporu tebliğ edilir ve tazminatın örneğin 640.000 TL olarak hesaplandığı görülür. Rapora karşı beyan süresi içinde, tahkikat kapanmadan, HMK m.109/4'e dayalı artırım dilekçesi verilir; talep 640.000 TL'ye çıkarılır ve aradaki fark için tamamlama harcı yatırılır.
Adım 5 — Sonuç. Artırılan kısım bakımından zamanaşımı, artırım tarihinde değil ilk dava tarihinde kesilmiş sayıldığı için, yargılamanın uzamış olması alacağın bu bölümünü tehlikeye atmaz.
Bu akışta iki kritik karar noktası vardır: davanın hangi tutar üzerinden açılacağı ve artırımın hangi celsede yapılacağı. Her ikisi de dosyanın delil durumuna göre belirlenir; erken artırım hakkı tüketir, geç artırım ise süreyi kaçırır.
Kalan Kısım İçin Ayrıca Dava Açılabilir mi?
Kısmi davada hüküm, yalnızca dava edilen ve karara bağlanan bölüm hakkında kesin hüküm oluşturur. Dava edilmeyen bölüm hakkında verilmiş bir karar bulunmadığından, o bölüm için ayrı bir dava açılması kural olarak mümkündür. HMK m.109/3, kalan kısımdan açıkça feragat edilmedikçe kısmi dava açılmasının feragat sayılmayacağını zaten düzenlemektedir.
Bununla birlikte 2026 sonrası dönemde ayrı dava yolu, çoğu dosyada tercih edilmesi gereken yol olmaktan çıkmıştır. Sebebi zamanaşımıdır: ikinci dava, kendi açılış tarihindeki zamanaşımı durumuna tabidir. İlk davanın uzun sürmesi hâlinde, kalan kısım için açılacak yeni davada zamanaşımı def'i ileri sürülebilir. Oysa aynı dosya içinde HMK m.109/4 uyarınca yapılan artırımda, artırılan kısım bakımından zamanaşımı ilk dava tarihinde kesilmiş sayılır.
Ayrı dava yolunun ikinci dezavantajı maliyettir: yeni bir başvurma harcı, yeni bir peşin harç, yeni bir gider avansı ve ayrı bir vekâlet ücreti yükü doğar. Üçüncüsü ise süredir; ikinci dosya baştan başlar, deliller yeniden toplanır ve gerekirse aynı bilirkişi incelemesi tekrarlanır.
Bu nedenle uygulamada makul kurgu şudur: alacağın kalanı aynı dava içinde, tek seferlik artırım hakkı kullanılarak talep edilir; ayrı dava yolu ancak artırım hakkının kullanılamadığı ya da alacağın sonradan ortaya çıkan bağımsız bir bölümüne ilişkin özel durumlarda gündeme getirilir.
Davalı Tarafından Bakıldığında: Savunma İmkânları
Kısmi dava yalnızca davacıyı ilgilendirmez. Kendisine kısmi dava yöneltilen tarafın da dikkat etmesi gereken başlıklar vardır.
- Zamanaşımı def'i. Yeni düzenleme, artırılan kısım için zamanaşımını dava tarihine çekmiştir; ancak davanın kendisinin süresinde açılmış olup olmadığı hâlâ tartışılabilir. Zamanaşımı def'i cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir.
- Bölünebilirlik itirazı. Talep konusu niteliği gereği bölünemiyorsa, davanın kısmi dava olarak kurulması hukuken sonuç doğurmaz. Manevi tazminat gibi kalemlerde bu itiraz gündeme gelebilir.
- Artırımın süresinde olmadığı itirazı. Artırım tahkikatın sona ermesinden sonra yapılmışsa, süre yönünden itiraz edilebilir.
- Hakkın tükendiği itirazı. Artırım hakkı aynı davada bir defaya mahsus olduğundan, ikinci bir artırım talebine karşı bu itiraz ileri sürülebilir.
- Harç eksikliği. Artırıma bağlı noksan harç tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı, usule ilişkin bir denetim başlığıdır.
Cevap dilekçesinin süresinde verilmesi ve savunma sebeplerinin baştan ileri sürülmesi, savunmanın genişletilmesi yasağı nedeniyle ayrıca önemlidir.
Kısmi Dava Açarken Sık Yapılan Altı Hata
1. Alışkanlıkla «belirsiz alacak davası» başlığı atmak
31 Temmuz 2026'dan sonra açılacak davalarda bu nitelendirmenin dayanağı kalmamıştır. Şablon dilekçelerde, internetteki örneklerde ve eski dosya suretlerinde bu ibare hâlen yaygın biçimde yer almaktadır; kopyalanması hâlinde davanın nitelendirilmesi tartışmaya açılır.
2. Artırım hakkını erken kullanmak
Hak tek kullanımlıktır. Bilirkişi raporu gelmeden yapılan artırım, raporun daha yüksek bir tutar göstermesi hâlinde ikinci kez kullanılamaz.
3. Artırımı tahkikat kapandıktan sonra istemek
Kanun süreyi tahkikatın sona ermesiyle sınırlamıştır. Rapor tebliğ edildikten sonra beklemek, hakkın süre yönünden kaybına yol açar.
4. Tamamlama harcını ihmal etmek
Artırım dilekçesi tek başına yeterli değildir; noksan harç tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz.
5. Bölünemez bir talebi kısmi dava olarak kurmak
Manevi tazminat başta olmak üzere bölünmezlik ilkesine tabi taleplerde kısmi dava kurgusu sonuç doğurmaz. Bu kalemler dilekçede baştan tam olarak talep edilmelidir.
6. Faizi ve saklı hakları yazmamak
Netice-i talepte faiz türü ve başlangıcı ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu açıkça belirtilmelidir. Mahkeme, talep edilmeyen bir kalem hakkında karar veremez.
Derdest Belirsiz Alacak Davaları Ne Olacak?
7589 sayılı Kanun'un geçiş hükmü, ölçütü davanın açıldığı tarihe bağlamıştır. Buna göre HMK m.107 yürürlükten kaldırılmadan önce açılmış belirsiz alacak davaları, mülga hükümlere göre görülmeye devam eder. Yürürlük tarihinden önce açılmış bir dosya, yalnızca kanun değişti diye reddedilmez ve davacı o dosyada belirsiz alacak davasına özgü imkânlardan yararlanmayı sürdürür.
Uygulamada dikkat edilmesi gereken nokta, ölçütün karar tarihi veya duruşma tarihi değil, dava tarihi olmasıdır. 31 Temmuz 2026'dan önce açılmış ve hâlen görülmekte olan dosyalarda eski rejim; bu tarihten sonra açılan ya da açılacak dosyalarda ise kısmi dava rejimi uygulanır. Aynı olaydan doğan iki ayrı dosyanın farklı rejimlere tabi olması bu yüzden mümkündür.
Sıkça Sorulan Sorular
Belirsiz alacak davası tamamen kalktı mı?
HMK m.107 yürürlükten kaldırıldığı için 31 Temmuz 2026'dan sonra bu türde yeni dava açılamaz. Bu tarihten önce açılmış davalar eski hükümlere göre görülmeye devam eder.
Kısmi davada talebi kaç kez artırabilirim?
HMK m.109/4 uyarınca aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere. İkinci bir artırım bu hükme dayanılarak yapılamaz.
Talep artırımı için karşı tarafın muvafakati gerekir mi?
Hayır. Fıkra, artırımın iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın yapılabileceğini açıkça düzenlemektedir.
Artırım için ıslah dilekçesi mi vermek gerekir?
Artırım, ıslahtan bağımsız olarak bu fıkraya dayalı bir dilekçeyle yapılabilir. Islah ise HMK m.176 ve devamında düzenlenen ayrı bir kurumdur ve daha geniş bir kapsama sahiptir.
Kısmi dava açmak alacağın kalanından vazgeçtiğim anlamına gelir mi?
Hayır. HMK m.109/3 uyarınca, kalan kısımdan açıkça feragat edilmedikçe kısmi dava açılması feragat sayılmaz.
Dava değerini düşük göstererek harçtan tasarruf edebilir miyim?
Kısmi davada harç, talep edilen kısım üzerinden alınır. Ancak talep sonradan artırıldığında noksan harcın tamamlanması gerekir; harç yükümlülüğü ertelenmiş olur, ortadan kalkmaz.
Manevi tazminat için kısmi dava açılabilir mi?
Manevi tazminat bölünmezlik ilkesine tabidir; kısmi dava ve sonradan artırıma elverişli kabul edilmez. Bu kalem dilekçede tam olarak talep edilmelidir.
İşçilik alacaklarında kısmi dava açmadan önce ne yapılmalı?
İşçilik alacaklarında arabuluculuğa başvuru dava şartıdır. Arabuluculuk süreci tamamlanıp son tutanak alınmadan açılan dava usulden reddedilir.
Kısmi dava açtıktan sonra kalan kısım için ayrı dava açabilir miyim?
Karara bağlanmayan bölüm hakkında kesin hüküm doğmadığı için kural olarak mümkündür; ancak ikinci dava kendi açılış tarihindeki zamanaşımına tabidir ve ayrıca harç, gider ve süre yükü doğurur. Aynı dosya içinde artırım yapmak çoğu dosyada daha korunaklıdır.
Kısmi dava düşük tutarlı olduğu için sulh hukuk mahkemesinde mi açılır?
Hayır. HMK m.2 uyarınca görev, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın uyuşmazlığın türüne göre belirlenir. Aksine düzenleme yoksa asliye hukuk mahkemesi görevlidir; iş, tüketici ve ticari uyuşmazlıklarda ilgili özel mahkeme görevli olmaya devam eder.
Artırım dilekçesi verdim ama harcı yatırmadım; ne olur?
Harçlar Kanunu m.30 ve m.32 uyarınca noksan harç tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Artırım, harç tamamlanana kadar sonuç doğurmaz.
Kısmi davada zamanaşımı riski tamamen bitti mi?
Artırılan kısım bakımından zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayıldığı için bu yöndeki risk büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Ancak davanın zamanaşımı süresi içinde açılmış olması şartı devam eder; hak düşürücü sürelere ilişkin kurallar da ayrıca değerlendirilir.
Sonuç
7589 sayılı Kanun, alacak davalarında on yılı aşkın süredir yerleşmiş bir alışkanlığı sona erdirdi. Belirsiz alacak davasının kaldırılması ilk bakışta davacı aleyhine görünse de, HMK m.109'a eklenen dördüncü fıkra kısmi davayı eski hâlinden belirgin biçimde güçlendirmiştir: talep artık ıslaha gerek kalmadan artırılabilmekte ve artırılan kısım zamanaşımı bakımından dava tarihindeki kesilmeden yararlanmaktadır.
Buna karşılık yeni rejim, dilekçe aşamasında daha dikkatli bir planlama gerektirir. Artırım hakkı tek kullanımlık olduğundan, dava değerinin belirlenmesi, delil listesinin kurgulanması ve artırımın hangi aşamada yapılacağı en baştan birlikte düşünülmelidir. Zamanlama hatası, hukuken var olan bir hakkın kullanılamaz hâle gelmesi sonucunu doğurur.
Somut bir dosyada izlenecek yol; alacağın türüne, delil durumuna, zamanaşımı süresine ve arabuluculuk dava şartının kapsamına göre değişir. Dava dilekçesinin bu unsurları birlikte gözeterek hazırlanması, sonraki aşamalarda telafisi güç kayıpların önlenmesi bakımından belirleyicidir.
Yazar
Av. Mesut İLME
İlme Hukuk & Danışmanlık kurucu avukatı. Aile, iş, ceza ve ticaret hukuku alanlarında 20+ yıl deneyim ile Yalova ve Türkiye genelinde online avukatlık hizmeti sunmaktadır.
Profili Görüntüle