İLME HUKUK BÜROSUHukuka Güven, Geleceğe Adım
İLME HUKUK BÜROSU
Hemen AraRandevu Al

Emsal Kararlar Kütüphanesi

Yargıtay, İstinaf ve Anayasa Mahkemesi'nin güncel ve emsal niteliğindeki kararlarını, hukuki incelemelerimizle birlikte bu arşivde bulabilirsiniz.

Anayasa Mahkemesi10.12.2015

Anayasa Mahkemesi: E-Posta Denetiminde Kanuni Dayanak ve Özel Hayatın Gizliliği

Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde subay olarak görev yapan başvurucu, sözleşmesinin yenilenmemesi işlemi üzerine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde iptal davası açmıştır. Mahkeme, idarenin takdir yetkisini kullandığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; başvurucu ise e-posta yazışmalarının denetlenmesi suretiyle özel hayatın gizliliği, haberleşme hürriyeti ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, askeri personelin görev amacıyla kullandığı e-posta sistemindeki yazışmaların idarece denetlenmesinin ve bu denetim sonucunda elde edilen verilerin sözleşme yenilememe gerekçesi yapılmasının, Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyeti ile 36. maddesindeki adil yargılanma hakkını ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılabilmesi için Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca "kanunilik" şartının varlığını aramaktadır. İdarenin, kişilerin temel haklarına müdahale eden düzenleyici işlemler yapabilmesi için açık bir kanuni dayanağa sahip olması gerektiğini belirten Mahkeme, söz konusu e-posta denetiminin dayanağı olarak gösterilen askeri yönergenin, hakları sınırlayıcı mahiyette bir düzenleme yapmaya tek başına yetmeyeceğine hükmetmiştir. İdarenin istihbarat faaliyetleri kapsamında aldığı tedbirlerin, kanuni bir temel olmaksızın salt bir yönerge ile kişilerin özel hayatına ve haberleşme özgürlüğüne müdahale edecek düzeye taşınamayacağı vurgulanmıştır. İnceleme neticesinde, e-postaların denetlenmesi ve elde edilen verilerin sözleşme yenilememe gerekçesi yapılması süreçlerinde kanuni dayanak eksikliği nedeniyle hak ihlali gerçekleştiği sonucuna varılmıştır.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi03.04.2014

Anayasa Mahkemesi: Disiplin Soruşturmasında Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali Kararı

Başvurucu, cinsel içerikli görüntülerinin internette yayınlanması üzerine hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde 657 sayılı Kanun uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası alması nedeniyle Anayasa'nın 10, 20 ve 38. maddelerinin ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili disiplin cezası, Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından onaylanmış; idari yargı ve Danıştay süreçleri sonucunda karar kesinleşmiştir. Uyuşmazlık, kamu görevlilerinin özel hayatına ilişkin, rızası dışında alenileşen eylemlerin disiplin hukuku kapsamında değerlendirilmesinin, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkını ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin mesleki etik ve sorumlulukları gereği özel hayatlarının belirli sınırlamalara tabi tutulabileceğini kabul etmekle birlikte, disiplin cezasına konu eylemlerin başvurucunun mahremiyet alanında gerçekleştiğini ve rızasıyla alenileştirildiğine dair bir bulgu bulunmadığını tespit etmiştir. İdari ve yargısal makamların gerekçelerinde, başvurucunun özel yaşamına dikkat edilmediği ve eylemlerin doğrudan mesleki faaliyetle ilgili olmadığı saptanmıştır. Disiplin cezasının, kişinin ekonomik geleceğini etkileyecek boyutta olması nedeniyle, sınırlama ile ulaşılan genel yarar ile bireyin hak kaybı arasında adil bir dengenin sağlanmadığı sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi17.09.2013

Anayasa Mahkemesi: Bireysel Başvuruda Olağan Kanun Yollarının Tüketilmesi Zorunluluğu

Başvurucu, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından resmi belgede sahtecilik ve iftira suçlarından verilen mahkûmiyet kararına karşı süresinde temyiz dilekçesi verdiğini, ancak dilekçesinin ceza infaz kurumu aracılığıyla mahkemeye ulaştırılmaması sebebiyle kararın kesinleştiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, eski hale getirme ve temyiz talebinin reddedilmesiyle anayasal haklarının ihlal edildiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık, başvurucunun adli yardım talebinin kabul edilebilirliği ile olağan kanun yollarını tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurmasının, Anayasa'nın 148. maddesi ve 6216 sayılı Kanun uyarınca "başvuru yollarının tüketilmemiş olması" nedeniyle kabul edilemezlik sebebi teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, öncelikle adli yardım talebini incelemiştir. Başvurucunun sosyal güvenlik kapsamında bir gelirinin, taşınmaz veya taşıtının bulunmadığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun hükümleri uyarınca adli yardım talebinin kabulüne ve harçtan muaf tutulmasına karar verilmiştir. Esas incelemede ise Mahkeme, bireysel başvurunun ikincil nitelikte olduğunu, Anayasa'nın 148. maddesi gereği ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem için olağan kanun yollarının tüketilmesi gerektiğini belirtmiştir. Başvurucunun, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin eski hale getirme ve temyiz talebinin reddine dair ek kararına karşı temyiz yoluna başvurmadan doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurduğu tespit edilmiştir. Temyiz yoluna başvurulmasının hükmün infazını ertelemediği ve bu yolun etkili bir başvuru yolu olduğu vurgulanarak, başvurunun "başvuru yollarının tüketilmemiş olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna oy birliğiyle karar verilmiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi04.06.2020

Anayasa Mahkemesi: ByLock Verilerinin Delil Niteliği ve Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı

Başvurucu, ByLock isimli program verilerinin hukuka aykırı şekilde elde edildiğini, mahkûmiyet kararında tek veya belirleyici delil olarak bu verilere dayanıldığını ve dijital verilerin mahkeme huzuruna getirilmediğini ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlık; ByLock verilerinin mahkûmiyet için tek veya belirleyici delil olarak kullanılmasının adil yargılanma hakkını ihlal edip etmediği ve dijital verilerin mahkeme huzuruna getirilmemesinin savunma hakkını kısıtlayıp kısıtlamadığı noktalarında toplanmaktadır. Anayasa Mahkemesi, ByLock verilerinin mahkûmiyet kararında tek veya belirleyici delil olarak kullanılamayacağına ilişkin iddiayı, verilerin başvurucuyla eşleşen log kayıtları ve CGNAT kayıtları ile birbirini doğrulaması nedeniyle açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez bulmuştur. Dijital verilerin mahkeme huzuruna getirilmediği iddiasında ise başvurucunun, bu verilerin kendi yargılamasında yarattığı somut sorunları derece mahkemeleri önünde dile getirmediği ve iddiasını temellendirmediği tespit edilmiştir. Mahkeme, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine, ancak başvurunun diğer iddialar yönünden kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi02.07.2020

Kapatılan Bir Dernekte Görev Alan İşçinin Sözleşmesi Feshedilebilir mi?

Belediyede 2003 yılından beri temizlik işçisi olarak çalışan başvurucunun iş sözleşmesi, 667 sayılı OHAL Kararnamesi ile kapatılan bir dernekte denetim görevi üstlendiği ve örgüt liderinin kayıtlarını izlediği tespit edilince, taraflar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiği gerekçesiyle 2016 yılında feshedilmiştir. Başvurucu, işini özel hayatına ilişkin bir nedenle kaybettiğini ve bu durumun sosyal çevresinden dışlanmasına yol açtığını ileri sürerek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Mahkeme başvuruyu kabul edilebilir bulmuş, mesleki hayata özel hayata ilişkin bir nedenle yapılan müdahalenin özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenebileceğini kabul etmiş; ancak sonuçta oybirliğiyle İHLAL BULMAMIŞTIR. Bu yönüyle karar, işçi bakımından ALEYHE, işveren konumundaki kamu kurumu bakımından LEHE bir içtihat oluşturmaktadır. Kararın belirleyici noktası usule ilişkindir: başvurucu, görev aldığı derneğin gerçekten örgütle irtibatlı olup olmadığı konusunu derece mahkemeleri önünde açıkça itiraz konusu yapmamıştır. Mahkeme, böyle bir itiraz ileri sürülmediği için derece mahkemelerinin bu hususu ayrıca araştırmamış olmasını tek başına güvence ihlali saymamıştır. Benzer uyuşmazlıklarda itirazların yargılamanın hangi aşamasında ileri sürüldüğü, sonucu doğrudan etkileyebilmektedir.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi13.12.2023

AYM'den ÇED İptali Kararı: Zeytinliklere 3 KM Mesafedeki Tesisler ve Bilimsel Yetersizlik

AYM, zeytinliklere 3 km mesafedeki santralin ÇED sürecinde yetersiz inceleme yapılması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi29.11.2023

AYM Genel Kurul Kararı: Profesörlük Atamasında "Muayenehane Kapatma" Şartı Hukuka Aykırı

AYM, profesörlük ilanlarında adaylara getirilen "5 yıl süreyle muayenehane açmama" şartını, kanuni dayanağı olmadığı gerekçesiyle hak ihlali saydı.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi29.05.2024

AYM Genel Kurul Kararı: Ev Hapsi Cezadan Nasıl Mahsup Edilir? (2 Gün 1 Gün Kuralı)

AYM Genel Kurulu, ev hapsinde geçen 2 günün cezadan 1 gün olarak düşülmesini hak ihlali saymadı. Terör suçlarında 3/4 koşullu salıverilme oranı teyit edildi.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi19.03.2024

AYM'den Emsal Karar: Kendini Suçlama Tehlikesi Olan Tanık Zorla Dinlenemez

AYM, kendisini suçlama tehlikesi bulunan tanığın ifadeye zorlanamayacağına ve bu sebeple disiplin hapsi verilemeyeceğine hükmetti.

Kararı İncele
Anayasa Mahkemesi05.10.2023

AYM Kararı: Tutukluluk İncelemesinde Duruşmasız "Makul Süre" Sınırı

AYM, yasal süre 90 gün olsa bile, tutukluluk incelemelerinin 2 aydan fazla dosya üzerinden yapılmasının hak ihlali olduğuna hükmetti.

Kararı İncele