Bir ebeveynin yaşayabileceği en büyük ve en yıkıcı travmalardan biri hiç şüphesiz "çocuğumu yurtdışına kaçırdılar" gerçeğiyle yüzleşmektir. Küreselleşen dünyada, milletlerarası evliliklerin artması ve sınırların aşılabilirliğinin kolaylaşması, evlilik birliğinin çatırdamasıyla birlikte çocukların birer "rehine" veya "misilleme aracı" olarak kullanılmasına zemin hazırlamıştır.
1. Lahey Sözleşmesi'nin Amacı Nedir?
Uluslararası çocuk kaçırma vakalarında yapılan en büyük ve en ölümcül hukuki hata, "Çocuğun İadesi Davası"nı bir "Velayet Davası" zannetmektir. Lahey Sözleşmesi, esasa ilişkin bir velayet kararı vermez; bozulan statükoyu (durumu) eski haline getirmeyi hedefler.
"Çocuk hukuka aykırı olarak yerinden koparılmıştır. O halde derhal, kaçırılmadan önce yaşadığı ülkeye iade edilmelidir ki, velayet hakkındaki nihai kararı asıl yetkili olan o ülkenin mahkemeleri versin." (Lex Fori ilkesi)
Türkiye'de açılacak veya Türkiye'den yurtdışına yönelik başlatılacak iade davalarında, mahkemeler çocuğun kiminle kalmasının daha iyi olacağını (velayeti) tartışamaz. Tek tartışma konusu çocuğun haksız bir şekilde yer değiştirip değiştirmediği ve istisnaların var olup olmadığıdır.
2. Mutat Mesken ve Velayet İhlali
Sözleşmenin 3. maddesine göre, bir eylemin uluslararası çocuk kaçırma sayılabilmesi ve iade mekanizmasının çalışabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
A. Mutat Mesken (Habitual Residence) İhlali
Sözleşmenin kalbi "Mutat Mesken" kavramıdır. Mutat mesken, bir kişinin (çocuğun) yerleşmek niyetiyle ve fiili olarak yaşamını sürdürdüğü, sosyal ve kültürel bağlarını kurduğu merkezdir. Çocuk, kaçırılmadan hemen önce nerede kök salmışsa, mutat meskeni orasıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve AİHM kararlarına göre mutat mesken salt nüfus kaydıyla ispatlanamaz; çocuğun kreşi, doktoru, arkadaş çevresi ve ebeveynlerin ortak yerleşim iradesi incelenir.
B. Velayet Hakkının İhlali (Koruma Hakkı)
Kaçırma veya alıkoyma eyleminin yapıldığı anda, çocuğun mutat meskeni olan devletin hukukuna göre, geride kalan ebeveynin çocuk üzerinde hukuken veya fiilen kullandığı bir "velayet/koruma hakkı" bulunmalıdır. Türkiye'de müşterek velayet altındaki evlilik içi doğan bir çocuğun, annesi veya babası tarafından diğerinin rızası/muvafakatnamesi olmadan yurtdışına çıkarılması açık bir haksız yer değiştirmedir.
3. Kritik "1 Yıl Kuralı": Zaman Aleyhinize İşliyor
Uluslararası çocuk kaçırma dosyalarında zaman, hukuki bir kavram olmaktan çıkıp bir "giyotin" halini alır. Lahey Sözleşmesi Madde 12, dava açma süresi konusunda hayati bir sınır çizer: Bir yıllık süre.
1 Yıldan Önce Başvuru
Mahkeme çocuğun DERHAL iadesine karar vermek zorundadır. Hakimin takdir yetkisi neredeyse sıfırdır.
1 Yıldan Sonra Başvuru
Kaçıran ebeveyn "çocuk yeni çevresine uyum sağladı" savunmasını yapabilir. İade reddedilebilir.
Çocuğunuz kaçırıldığında "belki geri döner", "aramızı düzeltirim" umuduyla beklediğiniz her gün, onu hukuken tamamen kaybetmenize yol açmaktadır. Acilen diplomatik yazışmaların başlatılması ve yetkili Aile Mahkemelerinde ihtiyati tedbir talepli dava açılması elzemdir.
4. İade Talebinin Reddedilebileceği Haller
Kaçıran ebeveyn (davalı), çocuğu iade etmemek için Lahey Sözleşmesi'nin 13. maddesindeki istisnalara sığınacaktır. Bu noktada dava, standart bir prosedürden çıkıp tam anlamıyla yüksek yargı içtihatlarının çarpıştığı bir doktrin savaşına döner.
A. Rıza veya Sonradan İcazet (Acquiescence)
Geride kalan ebeveyn, çocuğun yurtdışına gitmesine veya orada kalmasına zımnen veya açıkça onay vermişse iade reddedilir. Örneğin; çocuğun yurtdışına gidişinden sonra atılan "Orada okuması onun için daha iyi, düzeninizi bozmayın" şeklindeki bir WhatsApp mesajı veya e-posta, mahkemede aleyhinize kullanılacak ve davanın reddine sebep olacaktır.
B. Ciddi Tehlike (Madde 13/1-b)
Davalı tarafın en çok kullandığı argümandır: "Çocuğu geri gönderirsem fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz kalacak." Ancak, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre buradaki "ciddi tehlike" kavramı çok dar yorumlanmalıdır.
Çocuğun Türkiye'ye döndüğünde daha düşük bir ekonomik standartta yaşayacak olması veya ebeveynlerin kavga ediyor olması "ciddi tehlike" sayılmaz. Tehlike; savaş durumu, salgın hastalık, geride kalan ebeveynin kanıtlanmış ağır çocuk istismarı veya aktif fiziksel şiddetidir.
C. Çocuğun İtirazı
Eğer çocuk, iade edilmek istemediğine dair itiraz edebilecek olgunluk ve yaşta ise (genellikle pedagojik incelemelerle 10-12 yaş üstü kabul edilir), hakime çocuğun bu beyanını dikkate alma yetkisi verilmiştir. Ancak burada çocuğun dışarıdan (kaçıran ebeveyn tarafından) manipüle edilip edilmediği, Yabancı Dil Bilen Uzman Pedagoglar eşliğinde alınan raporlarla adeta bir cerrah titizliğiyle incelenmelidir.
5. AİHM, Yargıtay Kararları ve Uluslararası Diplomasi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Neulinger ve Shuruk v. İsviçre (Büyük Daire) ve X v. Letonya kararları, çocuk kaçırma davalarında yeni bir boyut açmıştır. AİHM, Lahey Sözleşmesi'nin katı "derhal iade" kuralı ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) Madde 8 (Aile Hayatına Saygı) arasında bir denge kurulmasını, her olayda çocuğun "üstün yararının" derinlemesine incelenmesini talep etmektedir.
- • Adalet Bakanlığı Merkezi Makamı ile İngilizce/Almanca gelen evrakları değerlendirmek
- • Yabancı dildeki mahkeme, hastane veya okul kayıtlarını incelemek
- • Çocuğun iadesi durumunda karşılaşacağı psikolojik tabloyu ADM uzmanları aracılığıyla raporlatmak
Bu devasa yargısal yük, sıradan bir aile hukuku avukatının değil; milletlerarası sözleşmelere, MÖHUK'a ve yabancı dile mutlak hakim bir hukuk bürosunun omuzlayabileceği bir yüktür.
Neden Sıradan Bir Avukat Değil, Üst Düzey Bir Uzmana İhtiyacınız Var?
Sevgili ebeveynler, lütfen şu gerçeği en acı şekliyle kabullenin: Çocuğunuzun sınırı geçtiği an, artık yerel kuralların, "haklı olmanın" veya "vicdanın" işlediği dünyada değilsiniz. Tamamen prosedürlerin, uluslararası sözleşmelerin, katı zamanaşımı sürelerinin ve devletlerarası bürokrasinin soğuk yüzüyle karşı karşıyasınız.
1Merkezi Makam Başvurusu
Adalet Bakanlığı Merkezi Makamı'na yazılacak formda eksik/yanlış doldurulan bir alan, uluslararası tebligatın (Lahey 1965) aylarca gecikmesine neden olur.
21 Yıllık Süre Riski
"Bekleyelim belki getirir" diyerek kaybettiğiniz aylar, 1 yıllık süreyi geçirmenize ve çocuğun yeni ülkeye "adapte olduğu" gerekçesiyle davanızı kalıcı olarak kaybetmenize yol açar.
3İçtihat Savaşı
Yurtdışındaki mahkemeye sunulacak dilekçede Lahey Sözleşmesi'nin 13/b maddesi kapsamındaki "Ağır Tehlike" kavramını doğru içtihatlarla (Yargıtay/AİHM) çürütememek, çocuğunuzu bir daha ancak "ziyaretçi" olarak görebilmeniz demektir.
4Rıza Tuzağı
Yanlış zamanda atacağınız tek bir iyi niyetli SMS (Örn: "Tamam şimdilik orada kalsın"), karşı tarafın avukatı tarafından "Rıza (Acquiescence)" olarak dosyaya sunulur ve iade şansınızı sonsuza dek yok eder.
İlme Hukuk Bürosu ve uluslararası altyapımız (Anwaltskanzlei İlme) olarak, Türkçe, Almanca ve İngilizce dilindeki yetkinliğimizle; Türkiye'den kaçırılan veya Türkiye'ye kaçırılarak getirilen çocukların iadesi dosyalarında milimetrik bir hukuki mühendislik yürütüyoruz. Sınır aşan krizlerde, Interpol yazışmalarından Merkezi Makam takibine, hudut kapılarına konulacak acil tedbirlerden (çıkış yasağı), Yargıtay'daki temyiz duruşmalarına kadar sürecin her saniyesini yönetiyoruz.
Çocuğunuz Bekleyemez. Siz De Beklemeyin.
Zaman kum saati gibi aleyhinize akarken, yapılacak en büyük hata durumu kendi başınıza çözmeye çalışmak veya uluslararası vizyonu olmayan bir vekille yola çıkmaktır. Telafisi imkansız zararlar doğmadan, çocuğunuzun "mutat meskenine", yani ait olduğu yere, kucağınıza dönmesi için hemen hukuki taarruzu başlatmalıyız.
"Sınırlar çocuğunuzla aranıza girebilir, ancak hukukun gücü o sınırları aşmak için vardır."
— Av. Mesut İLME